Aile şirketleri bizim toplumsal servetlerimiz olarak tanımlanabilir. Aile şirketlerinin güçlenmesi ve uzun ömürlü olması güçlü bir ekonomi için elzem. Türkiye’deki şirketlerin %98 i kobi ve bunların %99 u aile şirketi, halka açık şirketlerin ise %75 i aile şirketi. Bu şirketler ülkemizde istihdamın %77 sini sağlıyor. Bu şirketlerin 3. Kuşağa devir hızları %2. Bu istatistiksel veriler bize aile şirketlerinin istikrarlı ve uzun ömürlü olmasının önemini açıklıyor.
Aile şirketlerinin bazılar çok iyi yönetilirken, bazıları ya alabora olarak yada yavaş yavaş su alarak batıyor. Uzun yıllardır aile şirketleri ile yaptığım çalışmalardan kendi gözlemlerime dayanarak yaptığım 40 maddelik liste ile aile şirketlerinin zayıflamasının yada batmasının müsebbibi olan hususları sıraladım. Bunlar, internal (iç) sebepler. Yani ekonomideki dalgalanmalar, küresel krizler, hükümetin politikaları, savaş, terör, küresel diğer gelişmeler gibi eksternal (dış) nedenleri içermiyor. Bu bağlamda, esasen iç risklerin öngörülme ve kontrol edilebilme ihtimali aslında yüksek. Ama bir öngörü zaafiyeti aşikar.
Aile şirketleri aileye hizmet için değil, aile şirkete hizmet için vardır. Aile şirketleri sadece ailelere ait değil tüm toplumun ortak değeridir. Ülkenin refahı ve geleceği için kıymet taşıyan bu yapılar ülkeye hizmet misyonu taşır. Tüm ilgili tarafların ( aile, çalışanlar, devlet, sivil toplum kuruluşları, tedarikçiler, müşteriler, akademisyenler, medya, danışmanlar, eğitmenler) müşterek sorumluluğu aile şirketlerinin uzun ömürlü ve güçlü olması için katkı sağlamak ve hoyratça harcanmasına mani olmak zorundadır.
Ercan Arslan
İLETİŞİM ve GELİŞİM UZMANI